Manevi, Mali ve Bağlantılı Haklara Tecavüz Suçları

Giriş

5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu (FSEK) kapsamında düzenlenen manevi, mali ve bağlantılı haklara tecavüz suçlarına ilişkin yargı kararlarının analizini sunmaktadır. Rapor, Yargıtay Ceza Genel Kurulu, ilgili Yargıtay daireleri, Anayasa Mahkemesi, Bölge Adliye Mahkemeleri ve ilk derece mahkemeleri tarafından verilen kararları inceleyerek suçun unsurlarını, bandrol yükümlülüğüne aykırılık suçuyla ilişkisini, soruşturma ve kovuşturma şartlarını, yargılama usulünü ve hukuki sonuçlarını bütüncül bir bakış açısıyla ele almaktadır.

Ana Bulgular

  1. Suçun Yasal Tanımı: Manevi, mali veya bağlantılı haklara tecavüz suçu, FSEK’in 5728 sayılı Kanun’la değişik 71. maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinde tanımlanmıştır. Suç, bir eseri, icrayı, fonogramı veya yapımı hak sahibinin yazılı izni olmaksızın işleme, çoğaltma, dağıtma, umuma iletme, satışa arz etme gibi seçimlik hareketlerle işlenir ve bir yıldan beş yıla kadar hapis veya adli para cezası yaptırımını öngörür.
  2. Bandrol Suçu ile İlişki ve AYM İptal Kararının Etkisi: Bu suçun, FSEK m. 81/4’te düzenlenen bandrol yükümlülüğüne aykırılık suçuyla birlikte işlenmesi halinde, önceden FSEK m. 81/13 uyarınca özel bir içtima kuralı uygulanmaktaydı. Ancak Anayasa Mahkemesi’nin 12.06.2020 tarihli kararıyla bu fıkranın iptal edilmesi, yargı pratiğini değiştirmiştir. İptal sonrası dönemde, Yargıtay içtihatları doğrultusunda TCK m. 44’te düzenlenen “fikri içtima” kuralı uygulanmakta ve daha ağır cezayı öngören bandrol yükümlülüğüne aykırılık suçundan (m. 81/4) hüküm kurulmaktadır.
  3. Soruşturma ve Kovuşturma Şartları: FSEK m. 71 kapsamındaki suçun takibi, FSEK m. 75 uyarınca hak sahibinin şikâyetine bağlıdır. Yargıtay, hak sahiplerinin veya meslek birliklerinin 6 aylık yasal süre içinde şikâyetçi olup hak sahipliğini kanıtlayan belgeleri sunmaması halinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmesi gerektiğini ve bu şart sağlanmadıkça FSEK m. 71’in uygulanamayacağını istikrarlı bir şekilde vurgulamaktadır.
  4. Suçun Manevi Unsuru (Kast): Suçun manevi unsuru kasıttır. Failin, korunan hakları ihlal ettiğini bilerek ve isteyerek hareket etmesi gerekir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu, bir markette radyo yayını yoluyla müzik dinletilmesi olayında, sanığın yayın akışındaki eserleri bilerek ve isteyerek temsil etmediği gerekçesiyle kast unsurunun oluşmadığına hükmetmiştir.
  5. Hukuki ve Cezai Sorumluluğun Ayrımı: Yargı kararları, aynı eylemin hem cezai sorumluluk (FSEK m. 71) hem de hukuki sorumluluk (tazminat, tecavüzün men’i) doğurabileceğini göstermektedir. Ceza mahkemeleri suçun unsurlarının oluşup oluşmadığını değerlendirirken, hukuk mahkemeleri FSEK m. 68 ve 70 uyarınca maddi ve manevi tazminat taleplerini incelemektedir.

İnceleme

1. Suçun Tanımı, Unsurları ve Kapsamı

Yargıtay Ceza Genel Kurulu kararlarında suçun tanımı istikrarlı bir şekilde FSEK m. 71/1-(1) temelinde yapılmaktadır:

“Bu Kanunda koruma altına alınan fikir ve sanat eserleriyle ilgili manevi, mali veya bağlantılı hakları ihlal ederek: Bir eseri, icrayı, fonogramı veya yapımı hak sahibi kişilerin yazılı izni olmaksızın işleyen, temsil eden, çoğaltan, değiştiren, dağıtan, her türlü işaret, ses veya görüntü nakline yarayan araçlarla umuma ileten, yayımlayan ya da hukuka aykırı olarak işlenen veya çoğaltılan eserleri satışa arz eden, satan… kişi hakkında bir yıldan beş yıla kadar hapis veya adlî para cezasına hükmolunur.” (Yargıtay CGK, 2018/525 E., 2020/330 K.)

Suçun maddi konusu eser, icra, fonogram veya yapımlar; hukuki konusu ise eser sahiplerinin manevi, mali ve bağlantılı haklarının korunmasıdır. Mağduru hak sahipleri olup, faili herkes olabilir. Suçun manevi unsuru olan kast, failin eylemi bilerek ve isteyerek gerçekleştirmesini gerektirir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 2017/788 E., 2020/34 K. sayılı kararında, bir markette internet radyosu çalınması eyleminde, “kasten hareket etmeyen sanığa atılı mali haklara tecavüz suçunun manevi unsurunun gerçekleşmediği” sonucuna varılarak kast unsurunun önemi vurgulanmıştır.

Buna karşılık, internet ortamında izinsiz içerik yayınlama gibi fiiller doğrudan mali haklara tecavüz olarak kabul edilmektedir. Yargıtay 19. Ceza Dairesi, web sitelerinde katılana ait eser niteliğindeki içeriklerin hukuka aykırı şekilde yayınlanmasını mali haklara tecavüz suçu olarak nitelemiş ve beraat kararını bozmuştur (2015/13614 E., 2017/528 K.).

2. Bandrol Yükümlülüğüne Aykırılık Suçu ile İlişkisi ve İçtihat Değişikliği

Manevi ve mali haklara tecavüz suçunun en sık karşılaşıldığı alanlardan biri, bandrolsüz veya sahte bandrollü eserlerin ticari dolaşıma sokulmasıdır. Bu durum, FSEK m. 81/4’te düzenlenen “bandrol yükümlülüğüne aykırılık” suçunu da gündeme getirmektedir.

  • İptal Öncesi Dönem: Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararından önce, FSEK m. 81/13’te özel bir içtima hükmü yer almaktaydı. Bu hükme göre:”Bandrol yükümlülüğüne aykırılığın aynı eserle ilgili olarak 71 inci maddenin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinde tanımlanan suçla birlikte işlenmesi hâlinde, fail hakkında sadece 71 inci maddeye göre cezaya hükmolunur. Ancak, verilecek ceza üçte biri oranında artırılır.” (Yargıtay CGK, 2018/142 E., 2020/329 K.)
  • AYM İptal Kararı ve Sonrası: Anayasa Mahkemesi, 12.06.2020 tarihli ve 2019/74 E., 2020/29 K. sayılı kararıyla bu fıkrayı Anayasa’ya aykırı bularak iptal etmiştir. Bu iptal, yargı pratiğinde önemli bir değişikliğe yol açmıştır. Yargıtay Ceza Genel Kurulu (2021/33 E., 2021/62 K.) ve Yargıtay 7. Ceza Dairesi (2021/10199 E., 2021/10219 K.), iptal sonrası dönemde TCK m. 44’te düzenlenen “fikri içtima” kuralının uygulanması gerektiğine hükmetmiştir. Buna göre, tek bir fiille hem FSEK m. 71 hem de m. 81/4 ihlal edildiğinde, en ağır cezayı gerektiren suçtan ceza verilecektir. Yargıtay, m. 81/4’ün hem hapis hem de adli para cezasını birlikte öngörmesi nedeniyle m. 71’deki seçimlik cezadan daha ağır olduğunu kabul etmektedir.

3. Soruşturma, Kovuşturma ve Yargılama Usulü

  • Şikâyet Şartı: FSEK m. 71’deki suç şikâyete tabidir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 2017/478 E., 2020/129 K. sayılı kararında, meslek birliğinin 6 aylık şikâyet süresinden sonra şikâyetçi olması nedeniyle FSEK m. 71 ve m. 81/13’ün uygulanamayacağı, sanık hakkında yalnızca re’sen takip edilen FSEK m. 81/4 uyarınca hüküm kurulması gerektiği belirtilmiştir. Bu durum, şikâyet şartının usul ekonomisi açısından kritik önemini göstermektedir.
  • Yetkili Mahkeme: Yargıtay 5. Ceza Dairesi’nin birden fazla kararında (2014/6929 E., 2023/8887 E.), bu suçlara ilişkin davalarda yetkili mahkemenin Fikri ve Sınaî Haklar Ceza Mahkemeleri olduğu ve bu mahkemeler arasında çıkan olumsuz yetki uyuşmazlıklarının giderildiği görülmektedir.
  • Lehe Kanun Uygulaması: Yargılamalar sırasında mevzuat değişiklikleri olması halinde, TCK m. 7 uyarınca lehe kanun karşılaştırması yapılması zorunludur. Yargıtay 7. Ceza Dairesi, suç tarihinde yürürlükte olan eski kanun ile hüküm tarihinde yürürlüğe giren yeni kanun hükümleri karşılaştırılmadan hüküm tesis edilmesini bozma nedeni saymıştır (2010/12331 E., 2012/20529 K.).

4. Hukuk Davaları Boyutu: Tazminat ve Tecavüzün Önlenmesi

Aynı fiiller, ceza davasının yanı sıra hukuk mahkemelerinde de dava konusu edilmektedir.

  • Maddi ve Manevi Tazminat: İlk derece mahkemesi kararları, mali haklara tecavüz halinde FSEK m. 68 uyarınca rayiç bedelin üç katına kadar tazminata hükmedilebildiğini göstermektedir (İstanbul 1. FSHHM, 2018/102 E., 2020/239 K.). Manevi tazminat talepleri ise daha hassas bir değerlendirmeye tabidir. Örneğin, bir kararda, eser sahibinin adının belirtilmesi nedeniyle manevi tazminat şartlarının oluşmadığına karar verilirken (İstanbul 1. FSHHM, 2018/102 E.), başka bir kararda intihal eyleminin aynı zamanda adın belirtilmesi hakkını ihlal ettiği kabul edilerek manevi tazminata hükmedilmiştir (İstanbul Anadolu 1. FSHHM, 2021/180 E., 2023/282 K.).
  • Tüzel Kişilerin Durumu: İstanbul Anadolu 2. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nin 2019/128 E., 2021/216 K. sayılı kararında, mali hakları devralan davacı şirketin maddi tazminat talep edebileceği, ancak manevi hakların eseri meydana getiren gerçek kişiye ait olması sebebiyle manevi tazminat talep edemeyeceği belirtilmiştir.
  • Bağlantılı Haklar ve Haksız Rekabet: Bağlantılı haklar, özellikle icracı sanatçılar ve yayın kuruluşları açısından önem taşımaktadır. İstanbul 2. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nin 2023/69 E., 2025/200 K. sayılı kararında, bir televizyon kanalının haber içeriklerinin izinsiz kullanımının FSEK m. 80 kapsamında bağlantılı haklara ve TTK m. 55 uyarınca haksız rekabete yol açtığı tespit edilmiştir.

Sonuç

Yargı kararları, manevi, mali ve bağlantılı haklara tecavüz suçlarının FSEK m. 71 çerçevesinde titizlikle ele alındığını göstermektedir. Yargı pratiğinde, suçun unsurları, özellikle kast unsurunun varlığı ve şikâyet gibi usuli şartların yerine getirilip getirilmediği dikkatle incelenmektedir. Anayasa Mahkemesi’nin FSEK m. 81/13’ü iptal etmesi, bu suçun bandrol yükümlülüğüne aykırılık suçuyla olan ilişkisini yeniden şekillendirmiş ve TCK’nın genel hükümleri çerçevesinde (fikri içtima) bir çözüm benimsenmesine yol açmıştır. Ceza yargılamasının yanı sıra, hukuk mahkemeleri de hak ihlallerinin tespiti, önlenmesi ve tazmini konularında etkin bir koruma sağlamaktadır. Bu kararlar, fikri mülkiyet haklarının korunmasında hem cezai yaptırımların caydırıcılığını hem de hukuki yollarla zararın giderilmesi imkânını bir arada sunan ikili bir yapının varlığını teyit etmektedir.

Bir Cevap Yazın

ADİL HUKUK & DANIŞMANLIK sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin